Hayatta Fırsatlar Nadir Yakalanır

Okunma: 2.259 0 Yorum

Hayatında herkesin kapısını çalan fırsatlar vardır. Kimi bunları değerlendirir, kimi ise farkına bile varmaz. Kaçırdığımız fırsatları unutmamalı ama çokta düşünmemeli, gelecek fırsatları ise geri tepmemeliyiz. Kaçan fırsatları iyi analiz edip daha iyisini elde etmeye çalışmalıyız.

Hatta bu fırsatlar çoğu zaman hayatımızın dönüm noktasını dahi oluşturabilir. Bu noktada vereceğiniz karar tüm hayatınızı etkileyecektir. Bu anlamda kendimden örnek verecek olursam, çok fırsat kaçırdım. Özellikle üniversite öncesi kaçırdıklarımın hakkı hesabı yok diyebilirim. Ama öyle bir zamanda öyle bir durum olduki her şey teker teker rayına oturup, hızlı tren moduna geçmeye başladı. Bu hızlı değişime her ne kadar ayak uyduramasamda her tarafa uzandım. Şu anki durumumdan da epey nutluyum. (Sağ üst tarafta hala mutlu değilim yazıyor, orası ayrı konu 🙂 )

Tabi fırsatta fırsat diye kafayı sıyırmamamız lazım. Bunlar genelde en beklenilmedik zamanlarda, en ihtiyacımız olan anlarda karşımıza çıkar. Bazılarımız bana hiç böyle fırsatlar gelmiyor diye düşünebilir ama bu düşünce doğru değildir. Hayat bize belirli aralıklarla fırsatları sunar. Bu fırsatlar karşımıza o kadar değişik şekillerde çıkabilir ki, insan kendi bile inanamaz. Bazen bir sınav, bazen bir arkadaş, bazen bir sevgili, bazen bir kağıt parçası bile olabilir. Bunu değerlendirmek ise bizim elimizdedir.

Fırsatları değerlendirme ile ilgili güzel bir öykü hatırladım, sizlerle paylaşayım.

Hafta sonu gölde balık tutan genç bir adamın oltasına, her zamankinden farklı türde bir balık takılır. Ayrıca balık konuşmaya başlayınca genç adamın şaşkınlığı iyice artar. Balık, “eğer yaşamama izin verir, tekrar göle dönmemi sağlarsan üç dileğini yerine getireceğim” der. Şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışan delikanlı “sadece üç dilek mi?” diye sorar. “Anlaşma yapalım, sen benim beş dileğimi yerine getir, bende senin tekrar arzuladığın yaşama göndereyim.” “Kusura bakma dostum.” der. Balık… “Sadece üç dileğini yerine getirebilirim.”   Genç adam anlaşma yapmakta ısrarlıdır, dilek sayısını arttırmaya çalışıyordur. “Pekâlâ” der, “mademki beş dileğimi yerine getirmiyorsun, dört olsun öyleyse.”  Balık bu defa bitkin ve cılız biz sesle: “üç dilek, başka yok.” Bu kez genç adam düşünmeye başlar; üç dilek mi tutmalı, yoksa dörtte ısrarcı mı olmalı, gölde başka konuşan balık varsa onları da yakalayıp dilek sayısını mı arttırmalı…

Nihayet genç adam kararını verir: “Peki sen kazandın, konuşan balık. Üç dilek tutmayı kabul ediyorum.”   Fakat onun bu sözlerine balık karşılık veremez. Genç adam sepete baktığında, geç kaldığını ve balığın çoktan yaşamını yitirdiğini görür. Hayat, bize fırsatlarını belirli aralıklarla sunar. Yeter ki, biz onlar için hazırlıklı olalım ve zamanında hareket etmesini bilelim.

Tüm yaptıklarımız, yapacaklarımız hep hayatımızı dahada güzel yalamak için. İçimizde yaşama sevinci, yaşama azmi oldukça daha neler neler göreceğiz.

YAŞAMAK fırsattır , yararlanmayı bil.
YAŞAMAK güzelliktir, kıymetini bil.
YAŞAMAK mutluluktur, tatmayı bil.
YAŞAMAK rüyadır, gerçekleştirmeyi bil.
YAŞAMAK meydan okumasıdır sana,karşı çıkmayı bil.
YAŞAMAK görevdir,tamamlamayı bil.
YAŞAMAK oyundur, oynamayı bil.
YAŞAMAK servettir, korumayı bil.
YAŞAMAK aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil.
YAŞAMAK bilmecedir, çözmeyi bil.
YAŞAMAK hüzündür, aşmayı bil.
YAŞAMAK verilmiş bir sözdür, tutmayı bil.
YAŞAMAK şarkidir, söylemeyi bil.
YAŞAMAK mücadeledir, kabullenmeyi bil.
YAŞAMAK trajedidir, göğüslemeyi bil.
YAŞAMAK şanstır, kullanmayı bil.
YAŞAMAK çok kıymetlidir, mahvetmemeyi bil.
YAŞAMAK yaşamaktır,uğruna savaşmayı bil.

0 Comments

Leave a Comment