Benelüx Turu 1. Gün (Lüksemburg – Paris)

Okunma: 11 0 Yorum

Geçen yıl anı tur ile italya‘ya balayı için gitmiş ve oldukça memnun kalmıştık. Bu nedenle tekrar anı turu seçerek benelüx turuna katılmaya karar verdik. Turda Fransa, Lüksemburg, Belçika ve Hollanda ülkelerine gidiliyor. Benelüx için bir çok tur güzergahı vardı ve bu güzergahlar ile hava yolu şirketinin durumu turun fiyatını belirliyordu.

Gideceğimiz yol 3 saat olduğu için hava yolu şirketini çokta önemsemedik. Gidilecek güzergah bizim için daha önemliydi. Bu nedenle air france hava yolları ile Paris’e sabah 8 de gidiş, klm hava yolları ile Amsterdam dan gece 12 de dönüş olan turu seçtik. Diğer turlarda bulunan köln turu yoktu. Böylece 1. Gün pariste çok daha fazla zaman geçirecek (neredeyse sabahtan akşama) ve son gün akşam 8 e kadar Amsterdam da gezebilecektik. Turu satın aldık ve 6 ağustos tarihini beklemeye başladık. Bu süreçte Paris’te ve Amsterdam’da gezilecek yerler ile ilgili epey araştırma yaptım, bir çok yazı okudum. Tüm ekstre turlara katılmayıp çoğunlukta kendimiz gezmeyi planlıyorduk.

Tur tarihinden 2 gün önce rezervasyon bilgileri geldi ve küçük çaplı bir şok yaşadık. Bizi Türk Hava Yolları ile olan tura almışlardı. Hava yolu şirketi nedeniyle daha pahalı olan bir tur ama gidiş sabah 8 de Lüksemburg’a ve oradan Paris’e otobüs ile geçiş, dönüş tekrar Lüksemburg’tan sabah istanbula idi. Bu güzergah nedeniyle 1. ve 8. günün tamamı yolda geçti. Ayrıca 7. Gün Amsterdam dan Lüksemburga gelmek içinde neredeyse tüm gün yolculuk yaptık.  ( Ekstra köln turu vardı) Günlerin detaylarını hem kendimiz ileride okuyalım hem bu ülkelere tur ile veya bireysel gideceklere rehber olması amacıyla aşağıya yazdık. Gelelim turun detaylarına…

Tur ile gidildiğinde genelde oteller kötü oluyor. Bu yüzden beklentimiz olabildiğince düşüktü. Kaldığımız oteller ise şöyle:

Paris: İnternal Rosny (3*)

Brüksel: İbis Brussels Airport (3*)

Amsterdam: BW Amedia (4*)

Lüksemburg: İbis Belval (3*)

Oteller çok fena değildi. En kötü diyebileceğimiz otel Paris’te idi ve o bile güzeldi aslında. Otellerden yana sıkıntımız olmadı. Asıl sıkıntı otellerin şehir merkezine olan uzaklığıydı.

1. Gün İstanbul Lüksemburg – Paris

Sabah Atatürk havaalanına gittik ve rehber ile tanışarak uçağa bindik. 3 saatlik yolculuk sonrası Lüksemburg’a vardık ve pasaport işlemlerinden geçip valizlerimizi alarak rehberi beklemeye başladık. Maalesef rehber İstanbul’da kalmış. Pasaportu ile ilgili sorun olmuş bu nedenle gelememiş. Nilüfer turizm otobüs şoförü bizi karşıladı ve durumu anlattı. ( Nilüfer turizm otobüsünü görünce açıkçası şaşırdık. ) Paristen yeni rehber geliyormuş 1 saat beklememiz gerekecekmiş. Şoför bizi Lüksemburg merkeze götürdü ve orada 1 saat gezdik. Rehber geldikten sonra otobüse binerek Paris’e yola çıktık. Yaklaşık 3 saat yol sürdü.

Lüksemburg Kalesi

Paris’e varmamızın ardından klasik panaromik şehir turu yaptık. Otobüs ile Sen nehrinin yanından giderek louvre müzesi, Napolyon’un mezarı (Les İnvaldes),  Eyfel kulesi, Zafer Takı (Arc De Triomphe) , Şanzelize ( Champs-Elysees) Caddesi ve ara sokakları gördük. Eyfel’i uzaktan gören Trocadero meydanında inerek 5 dk fotoğrafladık tekrar otobüse bindik. Bu arada rehber ekstra turlarda gidilecek yerleri anlatıyordu. Zafer takı, Şanzelize caddesinden geçerek Paris’in arka sokaklarından dolaşarak otelimize doğru yol aldık. Otele varıp odalara yerleştiğimizde saat akşam 9 olmuştu. (Paris’ta bu dönemde hava 22.30 da kararıyor) otelin çevresinde tura çıktık. Metro istasyonu nerede onu keşfettik ki sabah vakit kaybetmeyelim. Burada Paris için yaptığım incelemeler ile ilgili bir paragraf açmam gerekiyor.

Pariste, rehberin düzenleyeeceği ekstra turlara katıldığımızda 2 günde Paris şaheserleri turu 80€ ve 4 nokta gezdiriyordu. ( Eyfelin 2. Katı, Montmartre ressamlar tepesi,  Napolyonun mezarı ve Notre dame katedrali.) Paris by night 35€ ( Akşam karanlıkta Eyfeli görmek ve şanzelize caddesine bir tur) lido show 120€ ve disneyland 110€ olacaktı. Hepsini toplasak kişi başı 345€ yapıyor. Eşim ile lido show ve disneylanda gitmeyeceğimiz için tüm Paris turunu kendimiz yapmaya karar verdik ve 690€ bizde kalmış oldu. Genel olarak bahsedersek Benelüx turunun ekstra turları çok zayıf. İmkanınız var ise Bruge dışındaki hiçbir turu almayın.

Paris’te kendi başımıza gezebilecekmiyiz diye eşimin tereddütleri vardı, nitekim sana güveniyorum dedi ve ekstra turlara katılmadık.

Paris’te kendi başımıza gezeceksek kullanacağımız ulaşım aracı tabiki metro olacaktı. Paris metrosu dünyadaki sayılı metro sistemlerinden biri. Pariste metro kullanımını ayrıca açıklamak istiyorum. Bu konuda Denizatm’nin yazısından çokça faydalandım. Şu anda sitesi kapanmış.

Paris metro sistemi (ingilizce) ile ilgili ön araştırmanızı biraz yapmanız gerekli. Aslında küfür edildiği kadar yok. Çok düzenli, kullanması keyifli, sistemli bir metro sistemi. Alışınca Paris’in her yerinden her yerine çok rahat bir şekilde gidebiliyorsunuz. Ben size bir uygulama önereyim. Android telefonunuz varsa şu uygulamayı mutlaka ama mutlaka yükleyin. Offline olarak çalışıyor, hayatımı kurtardı. Ayrıca gps’den konumunuza en yakın metro istasyonunu da seçebiliyor. Baştan başlayayım.

Öncelikle gitmeden önce yurt dışı internet paketi alın. Artık yurtdışında internet o kadar pahalı değil. 75 TL’ye 1 aylık 2 gb paketi Turkcell’den eşimin hattına aldık ve tüm benelüx turu boyunca hayatımızı kurtardı diyebilirim. Google maps’ı kullanmayı biliyorsanuz kaybolmanız imkansız diyebilirim. Her ihtimale karşı elinizde Paris’in bir metro haritası da olsun. Akıllı telefonunuz varsa resim olarak atın, Paris’e gidince de tüm metro istasyonlarında ücretsiz dağıtılan metro haritaları var onlardan alın. Otelinizden de Paris şehir haritası alın (City Map derseniz resepsiyona verirler). Tur boyunca gittiğimiz tüm otellerde şehir haritaları vardı. Telefonunuza şehir haritalarının büyük resmini de atın. 

Paris’de iki tip raylı sistem var. Biri Metro, diğeri de RER adında bizim banliyo trenler. Şehrin merkezinde metrolar dolaşırken, şehrin dışına çıkacağınız zaman RER’e binmeniz kaçınılmaz oluyor. RER’ler bazen yer altından bazen yer üstünden gidiyorlar. Metro ile RER arasında aktarma yapabiliyorsunuz ve aynı biletleri kullanıyorlar.

Paris’te 14 tane metro hattı ve 5 tane de RER hattı var. Metro hatları 1, 2, 3, 4… diye adlandırılıyor, yani 9 numaralı metro hattı. RER’ler ise A, B, C, D, E şeklinde adlandırılıyor. RER E gibi. Bizim otelimiz şehrin dışında olduğu için önce RER E’ye binip, birkaç durak gittikten sonra inip RER A’ya aktarma yapıp, yine birkaç durak gittikten sonra M1 yani 1 numaralı metro hattına binip merkeze gelmiş oluyoruz. Şimdi adım adım gidelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öncelikle yapacağınız şey şu. Telefonunuza yükleyeceğiniz Paris Metro Subway uygulamasında bulunduğunuz durağın ismini aratarak yazın. Gideceğiniz durağın ismini de yazın. Uygulamanın arayüzü yukarıda. Sol bölümde From yazan yere bulunduğunuz metro istasyonunu, To yazan yere gideceğiniz metro istasyonunu seçin. Bu istasyonları metro haritasından bakarak ya da Google Maps’den bakarak bulabilirsiniz. Depart’ın yanındaki yuvarlak ikon gps ikonu, ona tıklarsanız ve gps’iniz açıksa uygulama size en yakın metro istasyonunu bulup otomatik yazacaktır ama buna çok güvenmeyin. Elle yazmaya çalışın. Ayrıca yıldız işaretine tıklayarak yolculuğunuzu kısayol olarak kaydedebilirsiniz. Şimdi gördüğünüz gibi uygulama 14 istasyon, 1 aktarma (change) ve yolculuk süresini 28dk olarak öngörmüş. Bu genelde tutarlı değil. Bulunduğunuz istasyon Montparnasse Bienvenüe, M13 numaralı metro hattına bineceksiniz. Bineceğiniz hattın son durağı Saint Denis Universite. Yani gelecek olan trenin en önünde bu yazmalı. Siz de M13 istasyonuna giderken en son yol ikiye ayrılacak, bir tanesi sizin istediğiniz yöne gidiyor diğeri tam tersi yöne. Hangi yöne gitmeniz gerektiğini son durağına bakarak anlıyorsunuz. M13 hattı ile 5 durak gidip Champs Elysees-Clemenceau durağında iniyorsunuz. Bu durakta M1 hattına aktarma yapacaksınız. İndiğiniz yerde sağa sola bakın kesin sizi M1’e yönlendiren tabelaları göreceksiniz. Onları takip edin. Yine M1 hattı ikiye ayrılırken, son durağı La Defense-Grande Arche olan hatta gideceksiniz. Bineceğiniz trenin üzerinde La Defense yazmalı, yazmıyorsa ters yöne gidiyor demektir.

Paris metrosunun en ilginç tarafı gündüz, öğlen, akşam Fransızların hep koşuşturması. Siz sakin sakin durup ne tarafa gideceğinizi düşünürken çevrenizde koşa koşa trene yetişmeye çalışan şık insanlar göreceksiniz. İstanbul’da böyle kaos yok. Halbuki 3dk’da bir geliyor yeni tren.

Metro sistemi biraz oturmuştur sanırım. 2 kere bindikten sonra sistemi anlıyorsunuz. En kötü ihtimalle çekinmeden şunu yapabilirsiniz. Gözünüze birini kestirin, ben genelde zenci ve yaşlıları kestirdim, çünkü bir tek onların acelesi yok ve yardım etmeye hevesli gözüküyorlardı. Elimde metro haritası, gitmek istediğiniz durağı gösterin. Mesela Palais Royal Musee du Louvre, buraya gitmek istiyorum deyin. Ya da buraya gideceğim, doğru yerde miyim deyin. Haritadan gösterirseniz daha çok yardımcı oluyorlar. Haritadan bakıp size doğru yerde olup olmadığınızı ya da hangi hatta binmeniz gerektiğini söyleyeceklerdir. Şu bir gerçek ki Paris’liler bile metro sistemlerini tam olarak çözebilmiş değiller. Sorduğum kişiler muazzam kafa karışıklığı yaşıyorlar, çözemiyorlar filan. Sistem baya karmaşık. Herkes işe ve eve nasıl gidebildiğini çözmüş bence, gerisini kurcalamıyor. Ben de ilk gün otelden merkeze nasıl gidebileceğimi çözdüm ama biraz topallayarak oldu. Üçüncü günde anlatacağım bunları.

Tekrar başa dönersek, hangi hatta bineceğinizi biliyorsanız, hattın son durağının neresi olduğunu biliyorsanız, inin metro istasyonuna, mesela M1 yazan okları takip edin, sizi fazlaca yürütebilir, bir yerden sonra M1 ikiye ayrılacak, bir hat sizin istediğiniz yöne diğeri de tam tersi yöne gidiyor. O noktada işte son durağınızın yazılı olduğu tarafa gideceksiniz, aslında hepsi bundan ibaret. Aktarmalarda da mesela RER E’den indiğiniz anda RER A’ya binecekseniz sağa sola bakın, kesin bir yerde RER A tabelası göreceksiniz. O okları takip ederek RER A’ya doğru gidin, yine son dönemece geldiğinizde RER A tabelası ikiye ayrılmış olacak. Son durağınız hangisi ise o tarafa gidin. Emin olun çok zor değil. Biz Salı günü kendi başımıza zorlanırız belki, Çarşamba turla gezeriz dedik, Salı o kadar eğlendik ki Çarşamba da kendimiz gezemeye karar verdik ama birkaç kişi metrodan korkup turu satın aldı. Cesaretli olun, Paris’de kaybolma şansınız yok, şehrin her yerinden her yerine trenlerle gidebilirsiniz, bu insana acayip bir özgüven veriyor.

Tüm bu bilgiler ışığında yarın kendi başımıza gezme planlarımızı yaparak yatıp uyuduk. 

Benelüx tur yazılarına daha kolay ulaşabilmeniz için aşağıdaki sayfalamayı oluşturdum. İstediğiniz kısma aşağıdaki yazıların üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Benelüx Turu 1. Gün – İstanbul – Lüksemburg – Paris  (Şu an Buradasınız)

Benelüx Turu 2. Gün – Paris 

Benelüx Turu 3. Gün – Paris 

Benelüx Turu 4. Gün – Paris – Brugge – Brüksel 

Benelüx Turu 5. Gün – Amsterdam 

Benelüx Turu 6. Gün – Marken & Volendam – Rotterdam 

Benelüx Turu 7. Gün – Köln – Lüksemburg

Benelüx Turu 8. Gün – Lüksemburg – İstanbul (7. güne dahil ettim)

0 Comments

Leave a Comment